VEGAN BESLENMEYE DAİR »

Vegan.

Yemek.

Merhaba.

 

Düşündüm ki, biraz kendimden bahsetmenin zamanı gelmiş özellikle vegan beslenmeye başlayarak çıktığım sağlıklı yolculuğun detaylarından.

Blogumuzun konusunu seyahatlerimiz ve benim tariflerim oluşturuyor bildiğiniz gibi.

Sağlıklı tariflerim glutensiz ve çoğunlukla işlenmiş şeker olmayan tariflerim. Ve son zamanlarda vegan tariflerim.

 

Peki ben neden vegan beslenmeye başladım?

Mayıs 2017’de tamamiyle vegan beslenmeye karar verdim. Öncesindeki 2 sene boyunca vejetaryenlik ile et ürünleri arasında gidip gelen bir beslenme düzensizliğindeydim.

Ve 5 ay öncesinde tamamiyle farkına vardığımda, vegan beslenme tarzı üzerine daha bilinçli araştırma yapmaya başladım. 4 yıl önceki beslenme şeklimin, sağlıklı sandığım yanlış yemek seçimlerinin tamamiyle alışılmış hobiler olduğunu anladım.

VEGAN beslenmeye başlayarak verdiğim karardan sonra daha bilinçli olma yolunda, bitkiler ile kendimi eğitirken sizinle daha fazla ayrıntıyı paylaşabilirim diye düşünüyorum.

hindistan cevizi içinde badem sütlü chia tohumu pudding + mango dilimi // @tastes.like.june

Vegan beslenme kararı aldığımda ilk önce annemi süt içmezsem kemiklerimin kırılacağı konusundaki inanışına dair aksini ikna edici örnekleri ve deneyleri anlattım. Bu konuda Mic The Vegan‘ın videoları ve kaynakları bana çok yardımcı oldu.

 


 

Bazı yiyeceklere olan alerjimden dolayı (gluten ile laktoz) beslenme düzenimi bulmam, kendimi keşfetmem zamanımı aldı.

Etrafımda konuşabileceğim ya da kendimi eğitebileceğim vegan beslenen kimse yoktu. zamanla ve deneyerek kendi beslenme tarzımı buldum. Nasıl hem mental hem de bünye olarak daha iyi hissedebileceğimi artık biliyorum.

Etrafınızda vegan beslenen kimse yoksa bu durdurucu bir sebep olmamalı bence. Sadece biraz okumak ve anlamak lazım. Tek kaynak ile bir bilgiyi incelemek iyi değilmiş bunu öğrendim. Çünkü gerçek bilgiyi bulmak da zor oluyor. Çok bilinen gerçeğin daha sonra yanlış olduğunu da duyumsuyoruz. O halde bilgiyi güncellemek de lazım. Zaman içerisinde araştırmaları yenilemek ve öğrenmeye devam etmek gerekli.

Sağlığım bozulmaya başladığında, tabağıma koyduğum her şeyi vucuduma da soktuğumun ve biriken etkilerinin, zamanla dönüşümümün, yediğim şeylerden olduğunu dikkate almaya başladım.


Haftada 3 defa koşuyordum ve ilk defa 2015’de bileğimi sakatladım. O zamanlar günde 3 porsiyon hayvansal protein yiyiyordum.

Tatlıdan yola çıkarak, yediğim karbonhidratın yeterliliğini sorguladım, kahvaltıda karbonhidrat yedim, koşmadan sonra protein tükettim ancak halsiz hissetmeye devam ediyorum.

Hatamın asidik beslenme olduğunu zannettim. Asidik beslenmeydi tabii, hayvansal gıdanın asitlenmesi ve yakılan yaglar sonucu ortaya çıkan asit vucudu yoruyordu.

Vucudumuzun ph değeri alkalidir. Ve yediğimiz her şey bunu etkiliyor. Koruyabilmemiz için yediklerimizin de alkali olması gerekli aslında. Hayvansal proteinler ise yüksek asidik gıdalar.

∴Hayvansal protein, yumurta, et vb, HDL kötü kolestrol olarak kalp problemlerine yol açıyor….

∴Vegan beslenmede ise vucutta asidik reaksiyona yol açaçak hayvansal gıda kadar tehlikeli hiç bir şey yok. Bu yüzden özellikle kanser hastalarında çiğ vegan beslenme deneniyor.

∴Doğadan gelen, doğada olan şeyi yemek ama fazlası değil. Paketlenmiş her şey o pakette normalde durması gereken zamandan daha fazla dayanabiliyorsa bu doğal olamaz, bu başka bir şey. Ve bu şey vucudumuza girdiğinde bizi de bozuyor.

 


 

 

Hayvanları, doğayı, yaşamı sağlıklı yaşamayı ve her andan zevk almayı seviyorum.

⊗Sütler yavrular içindir.

Bir zamanlar tek amacının yavrusunu beslemek olan ineğin sütünü alıp şişelemeleri, süt üretmeleri için hormon yüklenmeleri ya da çabuk büyümeleri için hormonlu gıda ile beslenmeleri, makinelere bağlanan hayvanlar tüm olayların arka yüzündeki korkunç şeylerden biri.

Neden Veganizm? Çünkü kendime ve çevreye karşı en barışçıl yaşayabileceğim yaşam tarzı bu.

Kediler, köpekler ve inekler… Aralarındaki fark nedir sizce?

Tek fark birini yemenin lezzetli ve iyi olduğu öğretiyor toplum diğerlerini ise sahiplenip evde bakmayı.. Sadece toplumsal alışkanlıktan başka bir şey değil.


Doğamızda, canımızın çektiği şeyler oluyor, yemek istediğimiz şeyleri istiyoruz mesela. Olgun bir şeftaliyi ya da inciri görünce ağzımız sulanabiliyor.

Ancak otlayan bir kaç kuzuyu yol kenarında gördüğümüzde neden ağzımız sulanmıyor? Çünkü biz yırtıcı varlıklar değiliz, diş yapımız da çiğ et yemek için yapılanmamış.

Sebzeyi be bitkileri sindirebiliyoruz rahatça. Ama ne kadar kırmızı et yersek o kadar kolon kanseri riskimiz artıyor, acaba neden?


 

instagram @tastes.like.june

İlk insanların avlanmaya ve beslenmeye, doğada sağ kalmaya ihtiyaçları vardı. Göçebe gibi suyu ve yemeğin olduğu yeri takip ediyor, saldırgan hayvanlardan kaçıyor ve günde belki binlerce adım atarak avlarını arıyordu.

Ama modern insan günün en az 7 saatini uyuyarak, 1 saat yürüyerek ki belki, 10 saat bilgisayar başında ya da oturarak pasif eylemler ile gününü geçiriyor. Bu durumda beslenme şeklimizin de bir çağ atlaması ve sağlığımızı korumak için ona ayak uydurması gerekiyor bence.

*Casein ve kanser arasındaki ilişki çok yüksek. Casein sadece hayvansal proteinlerde bulunan proteindir.

Bu konu hakkında daha fazla bilgilenmek istiyorsanız ‘forks over knives‘ belgeselini izleyebilirsiniz.

 


 

Neden yumurta yemiyorum:

https://www.drmcdougall.com/misc/2005nl/march/050300pueastereggs.htm

https://nutritionfacts.org/video/eggs-vs-cigarettes-in-atherosclerosis/

 


°Besin desteği, demir eksikliği ve sebzelerdeki besleyicilik oranları ile ilgili yazmaya devam edeceğim..


 

Yazımı beğendin mi? Pin’lemeyi unutma!