Two Tents For Four | Igneada, Turkey

 

Kamp Yerimiz: Igneada, Turkey
Nereden yola çıktık: Istanbul, Turkey
Tarih: Kasım 2016
Istanbul’dan igneadaya dogru yola ciktiğımızda kasım ayındaydık. Bir cumartesi günü 4 kişi buluştuk. Mert Abdurrahman ve Betül’ü aldıktan sonra Mimaroba’dan beni aldılar. İğneada’ya en yakın olan bendim, evet. İstanbul’un merkezinden iğneada yaklaşık 3 buçuk saat sürüyor. Yakın da olsa yolların şekli ve hava koşullarından uzun süren bir yolculuk demek.
Betül ve Abdurrahman daha önce karlı havalarda bile kamp yapmışlardı. Her mevsimde nasıl kamp yapılır ve eksiksiz gidilir çok iyi biliyorlardı. Mert biz yola çıkmadan hemen önce termal matları aldı, böylece yerden gelen soğuktan korunacaktık. Uyku tulumlarımız da olacağı için soğuk bizi hiç etkilemeyecekti.
 –
Sisli, bulutlu uzun uzun agacli yollardan geçiyorduk. Mert’in yol icin hazirladiği mükemmel jazz parçalarını dinliyorduk. 🙂
 –
Yolu yarılamıştık ki köy pazarına rastladık. Akşama yapacağımız yemek için  sebzeleri aldık ve biraz çekim yaptık. Kameramızı gören köy pazarcıları program yaptığımızı sanıp heyecanlandılar. Biz de videomuzda onların doğallığına bir yer ayırdık.
Köyden çıktığımızda yoğun sisten dolayı dağ yollarından geçmemiz 1 saatimizi aldı. Sisler arasından görünen cılız ve kara kuru ağaçlar sanki bir gerilim filmindeymişiz hissini yaşatıyordu. İşte İğneada’ya yaklaştığımızı da böyle anlamıştık. Sonbaharın İğneada’sı! Upuzun ağaçlı ormanların güzelliği, yolda gezinen inekler, dökülmüş yaprak yığınları. Yol kenarında rastladığımız ölmüş, kuru ağaçlardan parçalar kesip yanımıza aldık. Akşama üşümememizi sağlayacak kamp ateşimizi de Abdurrahman ve Betül yaktı.
 –
İğneada’nın longoz ormanları,  dağlardan akan sularla beslenen göllerin ilk baharda taşarak düz araziyi kaplamasıyla oluşmuş suyla kaplı ormanlar. Buralar kış ve ilkbaharda tamamen sularla kaplanıyor, yazları ve sonbaharda ise sular çekiliyormuş. Biz havaların serinliğinden dolayı longoz ormanlarına girmeden, sahildeki ormanların arasında köye yakın bir düzlük arazide kampımızı kurduk.
 –
 Kasım ayının bir diğer güzelliği balkabağından sonra doğanın görüntüsü tabii ki. Serin havada sıcağa yakın olmak kadar güzel bir şey yok. Kamp ateşimizi yaktıktan sonra, hava tamamen karardığında akşam yemeğimizi çoktan pişirmiştik. Evden gelen glutensiz ekmekler, meyveli kekler, kamp ateşinde demlenmiş çay ardından kampın olmazsa olmazı marshmallow ile tatlı faslına geçmiştik. Ateşi gören yönümüz fazlaca ısınırken arkamız ise biraz üşüyordu. Bulutlu bir sonbahar gecesi olduğundan ateşi söndürdüğümüzde zifiri karanlığın içindeydik. Yakındaki köy ışıkları görünüyordu. Gece yarısında henüz atmadığımız çöplerin kokusuna bazı köpek misafirlerimiz gelse de uykumuz onun dışında hiç bölünmedi.
 –

Woke up to this❄️ our first autumn camp with luv⛺️

Gün doğumunda uyanıp, çadırlarımızı topladık.  İğneada sahiline doğru yola çıktık. Köy kahvesinden aldığımız çayımız ve kahvaltılıklarımız ile kumsala sandalyelerimizi kurduk. Dalgaların arasından kahvaltı anlarımızı çektik. Dalgaların getirdiği deniz kabuklarını topladıktan sonra İstanbul’a geri döndük.

 

Could a greater miracle take place than for us to look through each other’s eyes for an instant?

Little memories 💛🍁🍂🍁

↟☼↟if I look at the ctrystal moon, at the red branch of the slow autumn at my window, if I touch near the fire the inpalpable ash or the wrinkled body of log, everything carries me to you. As if everything that exists, aromas, light, metals, were litt

Fell in love with colours. 🍁


 EN
To: Igneada, Turkey
From: Istanbul, Turkey
Date: November 2016
Dear lovely people, that video is about our first autumn camp with love. We also invited old friends to cherish and enjoy more with cozy stories next to tents. Me, Him, Betul and her fiancé. We were two couples in the dark, drinking tea and eating cookies and warming our hands by the campfire. 
 

First Day, Evening at Nature’s Heart

When we arrived, we started recording the tents and campfire. We made the tents in 30 minutes I guess. Then Finding dead trees, rocks, little pieces of papers were to fire to campfire. We were feeling the frizzy breeze as time passed, the sun was going down.
When the orange-yellow-red lights shined through our campfire, we sat down like croissant moon, started the festive gathering dinner party. There were meat cooked on the campfire, veggies, old fashioned baked oval bread, gluten free homemade bread, gluten free cookies / and cake. We drank so much tea it was amazing to have tea in the middle of some field.
That night was so cloudy and there wasn’t any light to brighten around. Just campfire. I enjoyed it all, It was pretty unforgettable experience for me and I believe for Mert too. First cold camping night and we survived haha. When we went into our tents for sleeping, it wasn’t cold nor warm inside the tent.
Fortunately it wasn’t a windy night. So never felt like flying. At dawn it got colder, our faces have just frozen a bit, dogs of town came to visit our campfire place and look something to eat. They were walking, howling, eating stuff and they were stranger doggies, so close to tent. I looked at Mert and he was so calm about that, we holden hands and drifted away into dreams anyways.

Next day, Early Morning

We went to the seaside to have a breakfast by the sea on the sand.  Hot hot tea was the only thing warming our hands. Seaside dogs came afterwards to eat our leftovers. After finding some seashells and throwing rocks to the sea we were on the way back home. Saying goodbye songs for the long Igneada trees and crazy Black Sea waves.

Here is our video, Hope you like the scenes. Waiting to read your thoughts, don’t forget to subscribe to my channel <3

 

Share:
photography by Cagla Gulsah Kabaca